12 Haziran 2017 Pazartesi

Yaşam biçimi hasta ediyor

Kanserde yaşanan artış, kansere neden olan faktörler, erken tanı ve ne yapılması gerektiğini noktasında değerlendirmeler yapan Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Özlem Yersal Oltulu, çevresel faktörlerin kansere yatkınlık oluşturduğunu belirterek, önemli uyarılarda bulundu. Çevresel faktörlerin başında sigara ve alkolün, geldiğine dikkat çeken Doktor Oltulu, bu ikilinin hayattan çıkarılması gerektiğini belirtti.

AŞI VURGUSU

Son yıllarda kanser vakalarında bir artışın yaşandığını ifade eden Doktor Oltulu, çevresel faktörlere dikkat çekti. Oltulu, “Çevresel faktörlerin başında sigara geliyor, sigaradan uzak durmak çok önemli. Çünkü sigara akciğer, mesane gibi kanserlere yakınlık oluşturabiliyor. Alkolden uzak durmamız gerekiyor, özellikle kalın bağırsak ve karaciğer kanserine alkol yatkınlık yaratabiliyor. İnsanların belirli virüslerden korunması için aşılanması lazım, örneğin; Hepatit B karaciğer kanserine yol açabiliyor. Çocuklar doğar doğmaz aşılanıyor ama aşılanmamış yetişkinlerin de testlerini yaptırarak, aşılanması çok önemli. Bu aşılar aile hekimlerinde ücretsiz yapılıyor” ifadelerini kullandı.

HAZIR GIDALAR KANSER EDER Mİ?

Sağlıklı beslenme vurgusu yapan Doktor Oltulu, Akdeniz tipi beslenme, yeşilliği, sebzesi, meyvesi bol beslenme şeklinin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Egzersizin de çok önemli olduğunu belirten Oltulu, “Bu faktörleri hayatımıza modifiye edersek, kansere bir adım daha uzak olabiliriz. Öte yandan GDO’lu yiyeceklerin, kansere neden olduğuna dair net bir kanıt yok, ‘bu gıdaları yersek, kanser oluruz ya da kanser artar’ gibi bir şey söyleyemeyiz çünkü bu yiyeceklerin kanserle olan ilişkisini net bir şekilde gösteren çalışma yok. Ama hormonol başka sıkıntılara yol açıyor, bu nedenle uzak durmak en iyisi. Tabi ki en doğalını yemek, hazır yiyeceklerden yani yağı, kalorisi yüksek gıdalardan uzak durmak en doğrusu” şeklinde konuştu.

BÖLGEDE KANSER FAZLA

Kanserin, belirli evrelerde iyileşebilen bir hastalık olduğunu aktaran Oltulu, hastalık son döneme gelmeden, daha erken evrede yakalanırsa hastayı tamamen bu hastalıktan kurtarabildiklerini ifade etti. Karadeniz Bölgesi ve Çernobil faciası arasındaki bağlantının kanserle olan ilişkisini de değerlendiren Oltulu, “Karadeniz Bölgesi’nde Çernobil etkisinden dolayı kanser fazla gibi bir algı var ama bununla ilgili kesin bir veri yok. Bunun için tüm Türkiye’de bir çalışma yapıp, hangi bölgede ne kadar kanser var, bu araştırılabilir. Ama mutlaka Çernobil’in ve radyasyon maruziyetinin kanserde etkisi var. Gözlemsel olarak bölgede kanserin fazla olduğunu söyleyebiliriz, özellikle akciğer kanseri çok yoğun. Kesin bir bilgi değil ama etkisi olabilir, bunun için çalışma yapılmalı” diye konuştu.

BİTKİLERLE TEDAVİ ETMEYİN

Erken tanı için kamu spotlarıyla ve projelerle önemli mesajlar verildiğini ifade eden Doktor Oltulu, bu projelerin çok etkili olduğunu kaydetti. Oltulu, “Buraya bu tarz gelen çok hasta oluyor, bundan büyük bir mutluluk duyuyoruz. ‘İlaç yazdırmak için aile hekimine gittim, gaitada gizli kan testi verdi, pozitif çıktı’ diyor, o kadar erken geliyor ki, kemoterapiye bile ihtiyaçları olmuyor. Bu projeler farkındalık sağlıyor, o nedenle herkese ulaşması çok önemli. İnsanlar, kanser tanısı aldıklarında mutlaka bir tıbbı onkoloğa gözükmeliler, dışarıdan bitkilerle ya da kulaktan duyma başka şeylerle hastalığı tedavi etmeye çalışmamalılar. Çünkü bitkisel bir şeyler kullanıp, gerçekten iyileşen hiç kimseyi görmedim” sözlerini kaydetti.

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Kanser ve Psikoloji

Kanser psikolojisi hakkında bilmeniz gerekenler:

Kanser yaşantısı hem hasta hem de hasta ailesi için zorlayıcı bir durum olabilir.

Kanserle karşılaşan kişi, yalnızlık, endişe, korku, öfke, mutsuzluk, çökkünlük, çaresizlik, umutsuzluk gibi duygular hissedebilir. Tedavi için kullanılan ilaçların da psikiyatrik etkilerini yaşayabilir. Bununla beraber, bu karmaşık durumu çevresiyle paylaşmakta güçlük çekebilir.

Bu süreçte, hastanın psikolojik durumunun tedaviyi ve sonucu etkilediği bilinmektedir. Bu ihtiyaç, psiko-onkoloji bilim dalını ortaya çıkarmıştır.

Psiko-onkoloji nedir?
Günümüzde kanser hastasına bakımda psikolojik destek giderek önem kazanmaktadır. Kanserin etkileri ve kanserden korunma üzerine yapılan klinik araştırmalar sonucu oluşan psiko-onkoloji bilim dalı, aşağıdaki konular üzerine odaklanır:
Kanserin hasta, hasta ailesi ve tedavi ekibi üzerindeki psikolojik etkileri,
Kanser riski ve hayatta kalma bakımından psikolojik ve davranışsal değişkenlerin rolü,
Operasyon, kemoterapi ve radyoterapi kombinasyonun sonucu olarak ortaya çıkan psikolojik tepkiler ve psikolojik müdahalelerin etkisi,
Psiko-onkoloji araştırmalarını klinik açıdan onkoloji tedavisinin bir parçası haline getirilmesi.

Psiko-onkolog kimdir?
Psiko-onkolog, kanserle tanışan hastaya ve hasta yakınlarına tanı ve tedavi sürecini en iyi şekilde yönetmelerini ve başarıyla sonuçlandırmalarını sağlamak amacıyla destek veren psikologtur.
Psiko-onkologlar, tedavi ekibinin bir üyesi olarak hekim, hemşire, psikiyatr ve hasta işbirliği içerisinde çalışır.

Kansere verilen tepkiyi etkileyen faktörler:
Hastanın hastalığı nasıl algıladığı
Yaş
Cinsiyet
Dini inançlar
Gelişmiş psikiyatrik öykü
Kültürel yaklaşımlar
Yaşam koşulları
Kişilik özellikleri




Destek yöntemleri:
Psikolojik danışmanlık:
Hastalık yaşantısı ve bu yaşantıya uyum sağlama konusunda danışmanlık.
Bireysel terapiler:
Hastalık ve diğer yaşam olaylarıyla baş etmede destek.
Seminerler:
Hasta ve yakınlarına paylaşım platformu oluşturma ve onları bilgilendirme.
Grup çalışmaları:
Benzer özelliklere sahip hasta veya yakınlarının kendilerini ifade etme, bilgi edinme ve destek amacıyla düzenli olarak bir araya gelmesi.